Omurga Tümörü Nedir?
Omurga tümörleri aslında birincil olarak omurgadan köken almış tümörlere denir. Günümüzde omurga bölgesinde rastladığımız tümörlerin büyük bir kısmı aslında başka organlardan gelerek omurgaya oturmuş metastatik kötü huylu tümörlerdir.
İyi Huylu ve Kötü Huylu Tümörler Arasındaki Farklar
Ancak omurganın kendi tümörleri kendi içerisinde iyi ve kötü huylu tümörler olarak 2’ye ayrılırlar. İyi huylu tümörler daha çok omurga kemiğinin arka elemanlarına yerleşmeye meyleder, nadiren ağrılı olurlar. Ciddi bir yayılım ve etrafa hasar oluşturmazlar ve cerrahi tedaviye oldukça iyi yanıt verirler.
Kötü huylu tümörler ise; omurganın daha çok gövde kısmı yani ön tarafında olurlar. Büyüyerek çevre dokuya hasar verirler. Omurgada oluşturdukları hasar sonucu omurganın yük taşıma özelliğini bozarlar. Sinir kanalı içine girerek sinir hasarı oluşturabilirler. Bu sebeple kötü huylu tümörlerde ağrı ön plandadır. Yarattıkları hasar ve bası etkisi nedeniyle daha kompleks tedavilere gereksinim olabilir.
Omurga Tümörlerinin Belirtileri
Omurga Tümörleri şiddetli ağrı, gece ağrısı, zaman içerisinde omurilik kanalının tümör tarafından daraltılmasına bağlı bacaklarda güçsüzlük, uyuşma, his kaybı, idrar kaçırma, büyük abdest tutamama, felç ile sonuçlanabilecek ciddi semptomlar oluşturması mümkündür. Tümör tarafından zayıflatılmış omurgada kırık ortaya çıkması mümkündür. Kötü huylu tümörlerde özellikle iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik gibi genel semptomlar olabilir.
Tanı Sürecinde Kullanılan Yöntemler
Omurga tümörlerinin tanısında görüntüleme yöntemleri esastır. Direk grafi (röntgen), Bilgisayarlı tomografi ve Emar incelemeleri dışında özellikle kötü huylu tümörlerde PET-CT ile tüm vücudun taranması gereklidir. Tümörün metastatik yani başka organdan geldiği düşünülüyorsa, diğer organlara yönelik incelemelerde yapılmalıdır. Akciğer, Meme ve Prostat kanserleri omurgaya en fazla metastaz yapan tümörlerdir.
Tedavi Planı Nasıl Oluşturulur?
Omurgadaki tümörün yeri belirlendikten sonra iyi huylu tümörlerde genellikle tümörün sağlam dokudan çıkarılmasıyla tümörün tedavisi başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Ancak kötü huylu tümörlerde cerrahi tedavi öncesi biyopsi yapılır. Bu biyopsi tümörün kaynağı hakkında bilgi verir. Tümörün omurga kökenli mi yoksa metastatik yani başka bir organdan gelip gelmediğini belirlemek tedavinin en önemli noktasıdır. Bu sebeple biyopsi çok önemlidir!. Örneğin böbrek kökenli kanama riski yüksek bir tümör ise ameliyat öncesi tümörü besleyen damarlar anjio ile kapatılarak, kanamasız bir cerrahi planlanır. Biyopsi sonrasında da kas-iskelet sistemi tümörlerindeki genel ilkeye sadık kalacak şekilde tümör metastazının olmadığı sağlam bölgeden başlanarak, tümör çevre dokulardan arada sağlam doku bırakılarak çıkarılır. Tümör çıkarma işlemi sonrasında çoğunlukla omurgada instabilite dediğimiz yük taşıma özelliği bozulduğu için, omurganın stabilizasyonu amacıyla bir takım vida ve çubuklar kullanılarak ameliyat işlemi sonlandırılır.
Bazı durumlarda cerrahi öncesi radyoterapi yani ışın tedavisi ile önce tümör küçültülür sonra cerrahi işleme geçilebilir. Belirgin hasar oluşturmamış ve çok sayıda metastaz saptanan olgularda ağrıyı azaltma amacıyla sadece ışın tedavisi uygulanabilir.
